Genel Sağlık:
Kanserin En Etkili Tedavisi: Umut
 Kanser tedavisinde erken teşhisin önemini vurgulayan Demirdere, “Diğer kanser türlerinde olduğu gibi mesane kanserinde de erken tanı hayat kurtarmaktadır. Risk grubundaki hastaların belirli aralıklarla basit bir idrar tahlili yaptırarak idrarlarında gizli kanama olup olmadığını kontrol ettirmesi, hastalığın erken teşhis edilmesi açısından fayda sağlamaktadır. Erken evrede konulan tanının ardından doğru tedavinin hayat kurtarıcı olması mesane kanserinde dikkat çekici noktayı oluşturuyor” dedi.

Kanserin temel nedeni beslenme, tütün kullanımı ve obezite olarak belirtilmektedir. Hareketsiz yaşam tarzını getiren çalışma biçimi, devamlı bilgisayar kullanımı, yalnız günümüz için değil, gelecek nesiller için de tehlike arz etmektedir. Dünya Kanser Raporu'na göre, 2030 yılında kanser birinci ölüm nedeni olacağı ve kanser vakalarındaki artışın ise yüzde 50'yi bularak, her yıl 15 milyon kişinin kansere yakalanacağı öngörülmektedir.

Pierre Fabre İlaç Türkiye Genel Müdürü Dr. Hande Demirdere sözlerine şöyle devam etti; “İnsan sağlığına hizmet eden bir ilaç firması olarak görevimiz, kanser hastalarına tedavi seçeneği sunarak, zorlu olan hastalık ve tedavi sürecini rahatlatmaya ve iyileşmelerine katkıda bulunmaktır. Yıllar içinde edindiğimiz tecrübemizi, global anlaşmalarla güçlendirerek tedavi alanlarına yeni ilaçlar eklemeyi hedeflemekteyiz” dedi. 

Pierre Fabre İlaç hakkında
Pierre Fabre Grubu, ar-ge kültürüne, etik ve farmasötik değerlere sahip, 50 yılı aşkın süredir halk sağlığına hizmet eden ikinci büyük bağımsız Fransız farmasötik firmasıdır. 130 ülkedeki 13 bini aşkın çalışanı, firmanın ilaç, aile sağlığı ve dermo-kozmetik alanlarındaki mükemmeliyetçilik ve yenilikçiliğe duyduğu arzuya ortak olmaktadır. Grup 2016 yılında 2,282 milyon Euro ciroya ulaşmıştır ve cirosunun %60'ı uluslararası çalışmalardan elde edilmektedir. 47 ülkede iştiraki bulunan Pierre Fabre Grubu, 130 ülkede faaliyet göstermektedir. Grup, her yıl ilaçtan elde ettiği karın % 20’sini Onkoloji, Dermatoloji, Nöropsikiyatri alanlarında yürütmekte olduğu Ar&Ge çalışmalarına aktarmaktadır. 
Günümüzde pek çok kişinin hayatını etkileyen kanser, teşhis koyulduğunda hastalarda çaresizlik ve belirsizlik duyguları uyandıran, suçluluk ve kaygı uyandıran kronik bir hastalık olarak algılanıyor. 4 Şubat Dünya Kanser gününde herkesi bilinçli olmaya davet eden DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Ceren Yağcı Köseoğlu, kanserle mücadelede umut dolu, pozitif bir tutumun çok önemli olduğunun altını çiziyor. Kanser hastalarının aile ve yakınlarına bu noktada büyük görev düşüyor. 

Hastaya karşı açık olmak gerekiyor
Kişiye kanser teşhisi konulmasıyla birlikte hastayla paylaşma şekli de büyük önem taşıyor. Hastalar teşhisi öğrendiği andan itibaren genellikle hastalıklarını inkar etmek davranışları sergiliyor ve gerçeği kabul etmek istememelerinden dolayı bir direnç geliştirme eğilimi gösteriyor. Psikolog Ceren Yağcı Köseoğlu, bu noktada doktorların hastaya tedavi süreci, yaşayacağı evreler ve yapılacak olan tıbbi müdahaleleri açık bir şekilde ifade etmeleri ve kişinin hastalığı kabul etme sürecini beklemeleri gerektiğini söylüyor. Hasta, hastalığı hakkında neden kendisinin bu durumu yaşadığıyla ilgili duygulara bağlı olarak, öfkesini çevresindeki kişilere doğrudan gösterebiliyor. Bu durum kişinin içinde yaşadığı öfke, çaresizlik, ölüm ve baş edemeyeceğine dair korkulardan kaynaklanıyor. 

Tedavinin başlaması ve ilerlemesi ile birlikte, kanserin sınırlayıcı etkileri ile hastaların maddi ve manevi olarak kayıp ve yas duygusu yaşamaya başlayabileceğini söyleyen Psikolog Ceren Yağcı Köseoğlu; 

“Hastalar umutsuzluk, çaresizlik duygusuna düşerek, başkalarına yük olma duygusu geliştirebiliyor. Kişinin yaşadığı hastalık ile baş edip edemeyeceği ve içinde bulunduğu durumun belirsiz olması, psikolojik olarak kişinin yorulmasına sebep oluyor. Tedavi sürecinde hastanın geçirmekte olduğu ameliyat, kemoterapi ve kullanılan ilaçların yan etkileri, kişiyi tedavi hakkında umutsuzluğa düşürebiliyor ve hastalığı hakkında gerçekçi olmayan fikirler edinmesini sağlayabiliyor. Kanser hastalarının ailelerinin ve yakın çevrelerinin bu noktada hastaya destek olması gerekiyor.” diyor.

Psikolog Ceren Yağcı Köseoğlu, hasta aileleri ve yakınları için şu önerilerde bulunuyor:
•Hastaların kanser ile bahşedemeyecekleri düşüncesinin bu durumu yaşayan herkeste olduğunu ifade etmeleri ve ona inandıklarını, her koşulda yanında olduklarını hissettirmeleri gerekiyor.
•Hastaya acıyarak bakmamaları, hastadan herhangi bir şey saklamamaları, hastalığı ile ilgili her ayrıntıyı hasta ile paylaşmaları gerekiyor. Hasta yakınlarının hastaya karşı tutum ve davranışların yapay olmamasına özen gösterilmesi büyük önem taşıyor. 
•Hastaların yaşadığı her duyguyu ifade etmeleri sağlanmalı. Çünkü bu süreçte hasta kendini ve duygularını gizleme ve içinde yaşama eğilimi gösteriyor.
•Hastalığı, hastanın hayatının merkezinden olabildiğince uzaklaştırmak ve hastayı mutlu edebilecek, kendisine iyi gelecek kişiler ile bir araya getirmeye özen gösterilmeli. Bu kanseri yenmiş kişiler ve oluşturduğu gruplar olabilir.
•Hastanın yaşadığı ortamda sürekli hastalığının konuşulmaması gerekiyor. Kişinin umut etmesini, pozitif düşünmesini destekleyecek ve yardımda bulunacak tutum ve davranış sergilenmeli. Hastayı iyi gelecek aktivitelere yönlendirerek cesaret verilmeli. 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Bu Öneriler İle Bayramı Daha Sağlıklı Geçirin!
Kurban Bayramı geldi! Bu sene 9 gün boyunca devam edecek tatil ve bayram coşkusu bizleri bekliyor. Peki; beslenmemizi...

Haberi Oku