•  Soru Sor

    Soru Sor

    Kişisel verilerin korunması kanununu okudum anladım (KVKK)
    GGüvenlik Numarası.

  • 0850 532 5 236 (CEO)
  • info@saglikiletisimplatformu.com
  • Sağlık İletişim Platformu
  • Hakkımızda
  • ONLINE MUAYENEHANE
  • Videolar
  • Bu Test Nerede Yapılıyor?
  • İletişim

Sağlık

  • Makaleler
  • Sağlık
  • Bağırsaklardaki bakterileri düzenleyerek yaşlanmayı geciktirmek mümkün olabilir

Bağırsaklardaki bakterileri düzenleyerek yaşlanmayı geciktirmek mümkün olabilir

  • Sağlık İletişim Platformu
  • 768
  • Sağlık

Bağırsaklardaki bakterileri düzenleyerek yaşlanmayı geciktirmek mümkün olabilir

ABD'deki Cornell Üniversitesi, Columbia Üniversitesi ve Jackson Laboratuvarı araştırmacıları tarafından ortaklaşa yürütülen ve Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün (National Institute of Health) yaklaşık 25 milyon dolar fon ayırdığı, "kronik yorgunluk ve bağırsak mikrobiyotası arasındaki ilişkiyi ispatlayan" çalışmanın ilk sonuçları yayınlandı.

Çalışmayı yürüten ekiplerden Jackson Laboratuvarı Baş Araştırmacısı ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Unutmaz, kronik yorgunluğu masaya yatırdıkları bu çalışma sonuçlarının, aslında kanser tedavilerinin etkinliğinden, otoimmün hastalıklara, kronik depresyondan obezite ve yaşlanmaya kadar, pek çok alanda geniş çaplı etkiler yaratabileceğini söyledi.

Araştırmanın detaylarını anlatan Prof. Dr. Unutmaz, bağırsaklarımızda sağlıklı olmamızı sağlayan iyi huylu bakterilerin, yakın bir gelecekte ilaç olarak üretilerek pek çok hastalığın veya sendromun çözümünde kullanılabileceğine de işaret etti.

"Trilyonlarca bakteri sınıflandırıldı"

Prof. Dr. Unutmaz'ın 5 yıl önce ABD'nin Utah eyaletinde, kronik yorgunluk üzerine çalışan bir klinikteki meslektaşlarıyla birlikte dahil olduğu bu uzun soluklu ve büyük çaplı araştırmaya 150 hasta dahil edildi.

Hastalardan her yıl, düzenli olarak dışkı ve kan örnekleri alındı. Farklı merkezlerdeki araştırmacılar tarafından dışkı örneklerindeki bakteriler sekanslandı ve biyoinformatik denilen yapay zeka sistemlerinden de faydalanılarak trilyonlarca bakteri sınıflandırıldı. Bu bakterilerin ayrıca mikrobiyom analizleri de yapıldı.

Prof. Dr. Unutmaz, kronik yorgunluk yaşayan hastaların bir türlü teşhis alamadıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Bağırsak biyotası dediğimiz şey, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca bakteri. Aslında bu bakterilerin çoğu bize çok faydalı. Biz bu konu üzerine epeydir çalışıyorduk. Bu arada da kronik yorgunluk hastalığı diye önemli bir sendrom üzerine çalışmaya başlamıştık, yaklaşık 10 yıl önce. O zamanlar bu, bir hastalık olarak bile kabul edilmiyordu. Bu hastalar yıllarca doktora gidiyor, teşhis alamıyor, çoğuna psikolojik, psikiyatrik deniyordu. Milyonlarca insan var aslında böyle."

"Bağırsak florasının bozulması, bağışıklığı da bozuyor"

Kronik yorgunluk sendromunun genellikle geçirilmiş bir enfeksiyon sonrası geliştiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Unutmaz, şu bilgileri verdi:

"Bazı enfeksiyonlar bağırsaktaki hücreleri de enfekte ediyor. Biz, Covid'in de bağırsak mikrobiyotasını etkilediğini düşünüyoruz. Hatta grip virüsü bile etkileyebilir. Zaten bu kronik yorgunluk hastalığı daha çok böyle ciddi bir enfeksiyon hastalığı sonrasında başlıyor. Biz zaten daha önce 'Bu hastalığın belki de temelinde, bu mikrobiyota dediğimiz, yani bağırsak florasındaki bakterilerde bir bozukluk var, o bozukluk metabolizmayı etkiliyor, o da bağışıklık sistemini etkiliyor ve bağışıklık sistemi de (sanki bitmeyen grip gibi) bu semptomlara (kendinizi sürekli yorgun ve bitkin hissetmenize) sebep oluyor' diye bir hipotez kurmuştuk. Yaklaşık 5,5 yıl önce de NIH'den büyük bir fon aldık ve çalışmaya dahil olduk. Bu araştırma sonucu gördük ki bu hastaların bağırsaklarındaki bakterilerde gerçekten de bir bozukluk var. Yani iyi bakterilerde azalma, kötü bakterilerde artış söz konusu. Biz aynı zamanda bunu, metabolizma ile de ilişkilendirdik. Yani bakterilerdeki bozukluk, hastalarda değişik metabolizma sorunlarına yol açıyor. Mikrobiyotanın en çok etkilediği mekanizma ya da organ, bağışıklık sistemi. Bu da otoimmün hastalıklardan tutun da kronik kalp hastalıklarına kadar, pek çok farklı sağlık sorununa yol açıyor."

Yaşlanmanın önüne geçilebilir mi?

Bağırsak mikrobiyotası açısından yiyeceklerin "ilaç gibi" olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Unutmaz, "Hatta bazı yiyecekler ilaçtan daha etkili. Hem kötü, hem iyi yönde. Eğer siz sağlıksız yiyecekler yerseniz, sağlıksız yiyecekle beslenen kötü bakterilere yol vermiş oluyorsunuz. Bu bakımdan insanların yapabileceği en önemli şey, diyetlerine çok çok dikkat etmeleri. Sadece diyet de değil, aralıklı oruç dediğimiz yöntemin de faydası var. Çünkü örneğin 16 saatlik açlık boyunca, kötü bakteriler yaşayamıyor, iyi bakteriler daha uzun yaşayabildiği için hayatta kalabiliyor" dedi.

Çocukluktaki büyütülme şeklinin de bağırsak mikrobiyotasını etkilediğine işaret eden Prof. Dr. Unutmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Örneğin mikroplardan korumak kaygısıyla; çok steril ortamda büyütülen çocuklarda iyi bakteriler de vücuda yerleşemiyor. Bu çocuklarda daha sonra alerjik sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Yaşlanma da yine bir faktör. Yaşlandıkça bağırsağımızdaki bakteri çeşitliliği değişiyor. Hatta acaba bu bakteriler değiştiği için mi daha hızlı yaşlanıyoruz, o bakterileri tekrar yerine koyarak, ya da beslenmemizi değiştirerek yaşlanmayı da geciktirebilir miyiz soruları da var şu anda."

"Bakteriden ilaç üretilebilecek"

Bu araştırmanın iki önemli sonucu olduğuna da vurgu yapan Prof. Dr. Unutmaz, birincisinin "kronik yorgunluk sendromunun" gerçekten de bir "hastalık" olduğunun artık ispatlandığını söyledi ve "Demek ki bu bakterilerde bir bozukluk varsa, bunu düzeltebiliriz anlamına da geliyor. Yeni tedavi yöntemleri bulabiliriz bu anlamda. Trilyonlarca bakteri var bağırsaklarımızda ve bunun da binlerce türü var. Herkesteki de birbirine göre fark edebiliyor. Biz bu çalışmada bunları sınıflandırmaya başladık. Hatta bu bakterileri laboratuvarda üretip iyi bakteri-kötü bakteri mekanizmalarındaki farkları anlamaya başladık. Bu çalışma aynı zamanda iyi bakterileri üretip, bir ilaç haline getirilebilmesinin de yolunu açıyor. Belli bakterileri üreterek (ya da bakterilerin vücudumuzda ürettiği metabolik maddeleri üreterek) ilaç haline getirebiliriz yakın gelecekte. Belki bir 5-10 yıl içinde olabilir bu. Çünkü klinik çalışmalar biraz daha zaman alıyor. Yani ileride 'bakteri ilaçları' olacak. Diyetiniz belki kötü ya da genetik açıdan yatkınlığınız kötü olabilir, o iyi bakterileri ilaç olarak verip bunu düzeltebileceğiz" diye konuştu.

Kanser tedavilerini de etkiliyor

Bağırsak mikrobiyotasındaki bakterilerin kanser tedavilerinde de çok önem kazandığını anlatan Prof. Dr. Unutmaz, "Bazı bakteri türlerinin varlığı kanser tedavisinin, özellikle immünoterapi dediğimiz bağışıklık tedavilerinin daha iyi sonuçlanmasını sağlıyor. Yani tedavinin etkinliğini artırabiliyor. Laboratuvarda üretemediğimiz bakterileri, genetik olarak modifiye etme imkanımız da var. Örneğin iyi bir bakteri var, onun ürettiği bazı maddeler var vücuda yararlı olan. Sizin illaki o bakterinin kendisine ihtiyacınız yok. Başka bir bakteriyi genetik olarak programlayarak, o özellikleri ona aktarabilirsiniz" şeklinde konuştu.

"Marketlerde satılan probiyotik ürünlerin çok faydası yok"

Marketlerde satılan probiyotik ürünlerin çoğunun faydasız olduğunu söyleyen Prof. Dr. Unutmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

"Süpermarketlerde satılan bakteriler var örneğin, probiyotik şeklinde. Milyar bakteri var içeriğinde diyorlar aslında ama ne kadar bakteri var, kaçı canlı gerçekten bilmiyorsunuz. Bu ürünlerin çok faydası yok. Çünkü bağırsaklarımıza yerleşmiş büyük bir toplum (trilyonlarca bakteri) var ve milyarlarca bakteri gönderiyorsunuz ama buradakiler kabul etmiyor. Direkt vücuttan atılıp gidiyor. Ama siz, orada yaşayan bakteriyi eğitip, programlayıp gönderirseniz ajan gibi, ancak o zaman daha etkili olur. Bu şekilde probiyotiklerle falan dışarıdan alınmasından ziyade, yiyeceklerle alınması daha etkili. Diyelim yoğurt tüketiyorsunuz, o yoğurt zaten İçinizde olan faydalı bakterilerin çoğalmasını sağlıyor. İleride bu programlanmış gerçekten etkili olduğunu bildiğimiz bakteriler olduğunda, 3 kilo yoğurt yemek yerine belki bir hapla daha etkili sonuçlar alabileceğiz."

Webofisin 4
Webofisin 2
Webofisin 1
Webofisin 3
Webofisin 7
Webofisin 6
Webofisin 5

Doktorlarımızdan

  • Prof.Dr. Turan Uslu

    İMS (Kuru İğne Tedavisi) Hangi Ağrılar İçin Kullanılır ?

    İMS (Kuru İğne Tedavisi) Hangi Ağrılar İçin Kullanılır ?

    Baş ağrıları, Boyun ve sırt ağrıları, Donuk omuz (omuzun hareket kısıtlılığı) ve diğer omuz ağrıları, Bel ağrısı, Tenisçi dirseği ve golfçü dirseği, Ağrılı kas spazmları, Repetitif strain ...

  • Prof.Dr. M. Mete Kıroğlu

    Burun Gerisine Akıntı (BGA)

    Burun Gerisine Akıntı (BGA)

    Burun Gerisine Akıntı (BGA) Nedir?Boğazda Akıntı Hissi, Nedenleri, Belirtileri ve TedavisiBurun gerisine akıntı (BGA), boğazda sürekli akıntı varmış hissi ya da burnun arka kısmından salgının boğaz...

  • Prof. Dr. Murat Gönenç

    KIL DÖNMESİ (PİLONİDAL SİNÜS HASTALIĞI)

    KIL DÖNMESİ (PİLONİDAL SİNÜS HASTALIĞI)

    Halk arasında “kıl dönmesi” olarak bilinen hastalığın tıbbi adı ile pilonidal sinüs hastalığıdır. Bir zamanlar inanıldığının aksine, doğuştan olan bir hastalık değil, sonradan edin...

  • Doç. Dr. Çiğdem Kunt İşgüder

    Birinci Üç ay Kombine Tarama Testi

    Birinci Üç ay Kombine Tarama Testi

    11 ve 14. gebelik haftaları arasında fetusun ense kalınlığı ölçülerek ve burun kemiği incelenerek kromozom hastalıklarını saptamak için ‘ikili tarama testi’ yapılmaktadır. ‘’B...

  • Doç.Dr. Mehmet Bekir Ünal

    skafoid kırığı

    skafoid kırığı

    Günlük hayatımızda ya da spor aktiviteleri sırasında düşme, sert top gelmesi gibi durumlar el bileğinde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı oluşturabilir. İlk bakışta hasta tarafından önemsenmeye...

  • Prof.Dr. Hakan Alagözlü

    HEPATİT BULAŞ VE KLİNİK

    HEPATİT BULAŞ VE KLİNİK

    Hepatit B ve C, karaciğer iltihaplanmasına neden olan viral enfeksiyonlardır. Bu iki hastalık, benzer şekillerde bulaşabilir, ancak farklı virüsler tarafından oluşturulan enfeksiyonlar olduğu iç...

  • DOKTOR İYİLİK GÜZELLİK

    GAİTA KAÇIRMA, TUVALETİNİ TUMAMAMA, GAZ KAÇIRMA

    GAİTA KAÇIRMA, TUVALETİNİ TUMAMAMA, GAZ KAÇIRMA

    GAİTA KAÇIRMA, BÜYÜK TUVALETİNİ TUMAMAMA, GAZ KAÇIRMA, ANAL SFİNKTER YETMEZLİĞİDoç.Dr Osman Temizkan, Op.Dr Bülent ArıcıGaita Kaçırma, Büyük Tuvaletini Tutamama nedir?Ikınmakla, Öksürmekle yada tuv...

  • Prof. Dr. Şefik Hoşal

    Tükrük Bezi Hastalıkları

    Tükrük Bezi Hastalıkları

    Tükrük Bezi HastalıklarıTükrük BezleriMajör Parotis - her iki kulak önü Submandibuler - her iki çene altı Sublingual - her iki dil altı Minör Dudaktan başlayarak nefes borusuna kadar 750-100...

  • Prof.Dr. Seher Naz Yeni

    Epilepsi Tipleri

    Epilepsi Tipleri

    Epilepsi TipleriParsiyel NöbetBASİT PARSİYEL NÖBETKompleks parsiyel nöbetler ile basit parsiyel nöbetlerin farkı, basit parsiyel nöbetlerde bilincin tümüyle açık olmasıdır. Ancak bu kişinin nöbet...

  • Prof. Dr. Turgut Göksoy

    Boyun Ağrısı Nedenleri

    Boyun Ağrısı Nedenleri

    BOYUN AĞRILARIBoyun ağrıları son yıllarda modern toplumun başlıca sorunlarından biri olma yolundadır. Boynumuz, beyni ve 5 duyu organlarını içinde bulunduran kafamızı taşıyan bir dokudur. Boyun ...

facebook

Sağlık İletişim Platformu

Sağlığınız için herşey

Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Bülent Ergan
Editör
Zafer Karaca
İletişim: 0850 532 5 236
(CEO)Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır.Sağlık İletişim Platformu harici linklerin sorumluluğunu almaz.

İrtibat Bilgileri

  • Marmara Teknopark Tübitak Gebze Yerleşkesi, 41400 Gebze/Kocaeli
  • 0850 532 5 236 (CEO)
  • info@saglikiletisimplatformu.com

Bülten Aboneliği

    Kişisel verilerin korunması kanununu okudum anladım (KVKK)

    saglikiletisimplatformu.com 2026, All Rights Reserved

    • Hakkımızda
    • ONLINE MUAYENEHANE
    • Videolar
    • Bu Test Nerede Yapılıyor?
    • İletişim